Şanlıurfa Gezi Rehberi ve Tarihi Yerler

yorumsuz
1.250 views

Şanlıurfa tarihi geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan, Hz. İbrahim’in doğduğu, Hz Eyyüb’ün yaşadığı, Hz. İsa tarafından kutsanan kent adeta bir müze şehir görünümündedir. Harran’ı gezerken 4000 yıl öncesinin havasını hissetmemek imkansızdır. Urfa’da inanç turizmi açısından çok önemlidir. Şehrin taşı toprağı farklı bir medeniyete, farklı bir yaşama ışık tutmaktadır. Yaz aylarının çok sıcak olması sebebi ile Urfa’nın en güzel zamanı bahar aylarıdır. Özellikle ekim ayında sıcaklıklar düşmüş oluyor ve pamuk hasadı vaktine gelmesi Urfa’yı farklı bir güzel kılmaktadır. Şanlıurfa’nın gezilecek en güzel yerlerini sıralayacak olursak Halfeti etrafındaki batık köyler, Harran’ın ücra köyleri, Balıklıgöl, Göbeklitepe, Şanlıurfa Müzesi, Şuayb Şehri, Sogmantar, Nevali Çori, Kazane, Karakoyun Deresi ve Karakoyun Su Deresi ve İsmini saymakla bitiremediğimiz hanlar, hamamlar, camiler, kiliseleri ile tarihin her soluğunun yaşadığı şehirdir Şanlıurfa.

ŞANLIURFA’DA TARİHİN SOLUĞUNU İÇİNİZDE HİSSEDECEĞİNİZ YERLER

Balıklıgöl ( Halil-ür Rahman Gölü) – Merkez

BALIKLIGÖL

Şanlıurfa bir inanç turizmi şehri. Şanlıurfa’nın simgesi haline gelmiş balıklıgöl’ün hikayesi çok bilindik ama: Hz. İbrahim putperestliğe karşı çok savaşmış ve bu duruma rahatsız olan dönemin kralı Nemrut tarafından yakalanır ve şu anki gölün olduğu alanda dev bir ateş yaktırarak yukardaki bir tepeden Hz. İbrahim mancınıkla ateşin içine atılır. İşte tam o sırada Allah tarafından ateşe Ey Ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol emri verilmesi üzerine ateş suya, odunlar ise balığa dönüşmüştür.

Aynzeliha Gölü – Merkez

Aynzeliha Gölü - Şanlıurfa

 

Balıklıgöl’ün bitişiğinde ki Aynzeliha gölü Nemrut’un üvey kızı  Zeliha Hz. İbrahim’e hem aşık olması hem de ona inanmasından dolayı, kendisini onun peşinden ateşe atar ve rivayete göre burada da bir göl oluşur.

Rizvaniye Cami – Merkez

Rizvaniye Cami – Merkez

Balıklıgöl’ün çevreleyen tek minareli bu caminin tam olduğu yerde  Bizans Döneminde St, Thomas kilisesi varmış. Osmanlı Devleti zamanında 1716 yılında bu kilise yıkılmış ve yerine Balıklıgöl’ü zarifçe kucaklayan bu cami inşa edilmiştir.



Halil-Ür Rahman Cami ( Döşeme Cami) – Merkez

Halil-Ür Rahman Cami ( Döşeme Cami) – Merkez

Balıklıgöl çevresindeki bu cami de aslında Rizvaniye Cami gibi Bizans döneminden kalma bir Meryem Ana kilisesiymiş. Eyyubiler tarafından camiye çevrilmiştir. Aslında burası medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yeri de içine alan bir küllüye gibi düşünülmüştür.

Eyyüp Peygamber Makamı ve Camisi – Merkez

eyyüp peygamber cami

Şanlıurfa Peygamberler Şehri olarak bilinmektedir.Hz. Eyyüp Peygamber Cüzzam hastalığına yakalanır ve Rahime isimli eşi ile birlikte Mağarasında çile çekerken Allah’a ibadetinden hiç vazgeçmez. Bütün sıkıntılarına rağmen Allaha isyan etmez. Sırtını yasladığı sabır taşı ortadan ikiye yarılmıştır fakat Peygamber Allah’a asi olmaz ve sınavını kazanır. Allah tarafından gönderilen şifalı su ile yıkanır ve iyileşir, hanımı ile mal ve evlat ihsan edilerek uzun süre yaşamıştır. Bu mağara onun makamı olarak ziyaret edilmektedir.

Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara ve Dergah Cami ( Mevlid-i Halil Külliyesi) – Merkez

İbrahim Peygamberin Doğduğu Mağara Şanlıurfa

Rivayete göre Kral Nemrut Hz. İbrahim doğmadan önce bir rüya görür. Rüyasını etrafındaki Müneccimlere anlatır ve onlar aynı yıl içinde doğacak bir çocuğun saltanatına son vereceğini söylerler. Bunun üzerine Kral Nemrut askerlerine o yıl doğacak bütün erkek çocuklarının öldürülmesini emreder. Fakat Hz. İbrahim’in annesi gizlice bir mağarada Hz. İbrahim efendimizi doğurur ve onu bu mağarada 7 yıl gizlice büyütmüştür. İşte bu mağara Hz. İbrahim peygamberimizin doğduğu mağara ve Şanlıurfa inanç turizminin kalbinin attığı yerdir. Bunun en önemli nedeni Hz. Muhammed’in (s.a.v) sakalının bir telinin burada olmasıdır. Ayrıca halk, bu mağarada çıkan suyun zemzemden sonra en şifalı su olarak kabul etmektedir.

Şanlıurfa Kalesi – Merkez

ŞANLIURFA KALESİ

Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Aynzeliha Göllünün güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Kalenin doğu, batı, güneyi kayadan oyma derin savunma hendeği ve kuzey tarafı ise sarp kayalıklarla çevrilidir. Kalenin M.Ö. 2000 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale bilindik şehir kalelerine benzese de kale üzerindeki iki sütunun Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı mancınık sistemi ile ateşe atıldığı sütunlar olarak bilinmektedir.



Göbeklitepe – Merkez

GÖBEKLİTEPE

İnsanlık tarihi şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri tekrardan gözden geçirmemize sebep olan dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe. Şanlıurfa’ya 15 km uzakta bulunan  bu site üzerinde çalışmalar sonucu ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı. Göbeklitepe günümüzden 12000 yıl önce inşa edilmiştir. M.Ö. 9600 yıllarında inşa edilen Göbeklitepe’de bir tepe üzerine inşa edilmiş çok sayıda yuvarlak biçimde yapı bulunmuştur. T biçimindeki sütunlar ile çevrilmiş bu tapınakların merkezinde iki T biçiminde sütun karşılıklı yer alıyor. Arkeologlar boyları 3 ile 6 metre arasında  değişen bu sütunlar insan tasvirlerini düşünmektedirler. Ayrıca bu sütunlarda boğa, yaban domuzu, tilki, yılan ve yaban ördekleri en sık görülen hayvan figürlerindendir.

Halfeti – Birecik

savaşan köyü halfeti

Halfeti Yavaş Şehir unvanını almış bir yer. Cittaslow yani yavaş şehir unvanı İtalya’daki bir komite tarafından, şehirleşme ve küreselleşme karşısında, mimarisi, kültürü, mutfağı, zanaatları olduğu gibi bu güne taşıyan nüfusu 50 binin altındaki yerlere verilen bir isimdir. 3000 yıllık tarihinde, Roma, Bizans, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Eyyübiler,  Selçuklulardan Osmanlı’ya ev sahipliği yapmış Halfeti 2013 yılında bu unvanı almış tek Cittaslow Şehrimizdir. Savaşan Köyü camisi ve mimari yapısı ile Halfeti’nin en ünlü yeri. Su altında kalan cami ve su yüzeyindeki minaresi ile fotoğrafçıların favorisi. Halfeti Şabut balığı, erik tavası, patlıcan kebabı, haşhaş kebabı, incir kebabı Urfa’ya has lezzetlerdir.

Kümbet Evler – Harran

kümbet-evleri- harran

Harran’ın en önemli mimari özelliği, Mezopotamya’nın tarihi M.Ö 6000 yıllara kadar kümbet evleri. Trullo denen üst üste bindirme yöntemi ile inşa edilmiş, yan yana dizili evleri mutlaka görmelisiniz. Kurak bölgeler ağaçların olmaması ve Harran bölgesinde tuğla yapı taşının bol olması bu evlerin burada fazlaca yapılış sebeplerindendir. Bu evlerin en büyük özelliği yaz aylarındaki çöl sıcağında serin, kışın içerisini sıcak tutmasıdır.

Şuayb Şehri – Harran

şuayb şehri - harran

Şuayb Şehri Harran’ 45 km mesafede olup Roma Dönemine ait bir antik kenttir. Yüzlerce kaya mezarı ve Roma dönemi mimarisini yansıtan evlerin kalıntıları bulunmaktadır. Şehir ismini burada bir süre yaşayan Şuayb Peygamberden almaktadır.



Soğmatar Antik Kenti – Harran

Soğmatar Antik Kenti – Harran

Roma dönemi ait bu antik kent bir yerleşim alanından çok bölgedeki mağaralarda ay ve gezegen tanrılarına taptıkları kutsal bir mekan sanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda, buradaki Pognon Mağarası’nda bulunan dinsel motiflerden Ay Tanrısı Sin’e tapınıldığı ortaya çıkmıştır. Soğmatar Antik Kenti’nin en göz alıcı kısımları Kutsal Tepe denilen ve üzerinde tanrı kabartmaları ve yazıtların olduğu kısımdır.

Bazda Mağaraları – Harran

bazda mağraları - harran

Burası doğal mağaralar değil, tarihin taş ocağının oluşturduğu bir mimaridir. Çevredeki Şuayp Şehri, Han el-Ba’rur ve diğer Harran yapıları için kullanılan taşlar sürekli bu taş ocağından kesilmiştir ve bu dev mağaralar ve tüneller oluşmuştur.

Han El Barur Kervansarayı – Harran

Han El Barur Kervansarayı

Bağdat – Harran ticaret yolu hattı üzerinde, Eyyübiler’den kalma 12. yy kervansarayı. Ba’rur Arapçada keçi gübresi anlamına gelmektedir.  Rivayete göre bu kervansarayı yaptıran bir özelliği, burada konuklayan kişilere üzüm ikram etmesiymiş. Yine bu rivayete göre bu kişi kendinden sonra gelecek han işletmecileri hakkında benden sonra gelecek olanlar buraya keçi gübresi dolduracak diye bir kehanette bulunmuş. Kehanet bu ya zaman gelmiş Moğollar bu kervansarayı yağmalamışlardır. Harabeye dönen bu yapıtlar halk tarafından ahır olarak kullanılmaya başlamıştır.

Tarihi Harran Üniversitesi- Harran

TARİHİ HARRAN ÜNİVERSİTESİ

Bilgehan’ın arkasında görünen yapı Tarihi Harran Üniversitesi’nden geri kalanlar. Türkiye’de dillere dünyadaki ilk üniversite olarak yerleşmiş fakat resmi kayıtlarda gözükmemektedir. Genel kaynaklarda burası Müslümanların ilk üniversitesi olarak geçmektedir. Kesin olarak bilinen şu ki  Harran’da yaşamış olan Paganist, Asur ve Babil uygarlıklarının inançlarında gezegenlere, ay ve güneşe tapma olduğu için astronomi de çok ilerlemiş ama onlar zamanında üniversitenin var olduğuna dair teoriden öteye geçen bir kanıt olmamasıdır.

Birecik Kelaynak Üretme İstasyonu

kelaynak- birecik

Birecik’teki Kelaynak Üretme İstasyonu, yanlış avlanma ve yaşam alanları insanlar tarafından yok edilmesi gibi nedenlerle dünyada nesli tükenmekle karşı karşıya gelen, göç yolu Türkiye’den başlayan Kuzey Afrika ve Arap Yarımadasına uzanıp Fas’ta son bulmaktadır. Kelaynakları doğal yerleşim yeri olan  Nil Vadisi ve yapay yerleşim yeri olan Birecik Kelaynak Üretme İstasyonu’nda görebilirsiniz.. Kelaynakların kafası keldir, 25-30 yıl yaşamakta ve tek eşlidirler.

Atatürk Barajı

Atatürk Barajı

Türkiye’nin en geniş kalkınma projesi kapsamında yapılan Atatürk Barajı Türkiye’nin en büyük Dünya’nın ise 6. Büyük barajı unvanını almıştır. Baraj aslında sınırları içinden Fırat Nehrinin geçtiği Adıyaman ve Şanlıurfa içine alan bir araziye yayılır ama barajın Şanlıurfa kısmında bir seyir terası bulunuyor. Bu seyir terasından ne yazık ki barajın sadece bir kısmı gözükmektedir.

Ayrıca Şanlıurfa’yı ziyarete geldiyseniz, çiğ köfte yemeden, Harran’ı gezmeden, Mırra içmeden, Atatürk Barajını gezmeden, Balıklı gölü ziyaret etmeden, Kelaynak kuşlarını gözlemlemeden, Kapalıçarşıdaki o tarihi dokuda alışveriş yapmadan, Halfeti’de tekne turu yapmadan, camileri, kiliseleri, hamamları, su kemerlerini, Göbeklitepe’yi gezmeden dönmeyiniz.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 27 Temmuz 2018

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın